I.
İBADET
A.
ABDEST
Özürlü kime denir,
nasıl abdest alır, özrü sebebiyle elbisesine bulaşan necasetin
hükmü nedir?
Dinmeyen burun kanaması, yaradan kan sızması, idrar tutamama,
devamlı kusma, kadınların hayız ve nifas dışındaki akıntısı
gibi bedenî rahatsızlıklar, en az bir namaz vakti süresince
devam etmesi halinde, özür olarak kabul edilmiştir. Böyle
olan kimseye de özürlü denir.
İslâm dini kolaylık dinidir;
kişiye gücünün üstünde yük yüklemez. Bu nedenle özürlü sayılan
kişilerin ibadetlerini yerine getirebilmeleri için onlara
kolaylıklar getirmiştir. Özürlüler, her vakit için abdest alır ve
mazeret teşkil eden rahatsızlığından başka abdest bozan bir hal
meydana gelmedikçe, bu abdestle o vakit içerisinde dilediği gibi
namaz kılar, Kur’an-ı Kerim okur ve diğer ibadetlerini yaparlar.
Namaz vaktinin çıkmasıyla veya başka abdest bozan bir halin meydana
gelmesiyle özürlü kimsenin abdesti bozulur.
Özür, bir namaz vakti boyunca
hiç meydana gelmezse, özür ortadan kalkmış olur ve o kimse özür
sahibi olmaktan çıkar.
Özürlü kimseden akan kan, irin,
idrar gibi şeylerin çamaşıra bulaşması halinde, bundan kaçınılması
mümkün değil ve temizlendiğinde tekrar bulaşacaksa yıkamadan namaz
kılınabilir. Fakat tekrar bulaşmayacaksa, yıkanması gerekir.
Sargı üzerine mesh edilebilir mi?
Vücudun herhangi bir yerinde
kırık, çıkık veya yaradan dolayı sargı bulunduğunda, abdest alırken
veya guslederken bu sargı çözülerek altı yıkanır ve yaranın üstü
meshedilir. Ancak sargının çözülmesinin zararlı olması halinde
çözülmeyip üzerine meshedilebilir. Sargının çoğunluğunun sadece bir
defa meshedilmesi yeterlidir. Yapılan bu mesh, o uzvun hükmen
yıkanması sayılır. Hatta meshetmenin de zararlı olması halinde,
bundan da vazgeçilebilir. Sargının abdestsiz veya cünüp iken
sarılmış olması meshe engel olmadığı gibi belirli bir süresi de
yoktur; yara veya kırık iyileşinceye kadar devam eder.
Sargıya meshettikten sonra bu
sargı değiştirilirse veya sargı düşerse, mesh bozulmaz; iade
edilmesi de gerekmez. Ancak, yaranın iyileşip sargının çıkarılması
halinde, mesh bozulur. Yara iyileştiği halde, sargı olsa bile mesih
bozulur. Bu durumda, yaraya zarar vermeden sargı çözülerek altının
yıkanması gerekir.
Varis çorabı üzerine mesh yapılabilir mi?
Varis hastalığından dolayı
ayağa giyilmesi gereken varis çorapları, kırık, çıkık üzerindeki
sargı hükmündedir. Bu itibarla, varis çorapları üzerine
meshedilmesinde bir sakınca yoktur.
Abdest
uzuvlarında yara veya hastalık bulunması halinde nasıl abdest
alınır?
Abdest uzuvlarından birinde
yara veya hastalık bulunan kişi, bu organın yıkanması zarar
verecekse, yıkamayıp ıslak elle mesheder. Mesh edilmesinin de zarar
vermesi durumunda, bu da terk edilir. Bu rahatsızlık abdest veya
gusül uzuvlarının çoğunluğunda ise, abdest veya gusül yerine
teyemmüm edilir.
Mest nedir ve üzeri meshetmenin şartları nelerdir?
Mest, ayakları topuklarıyla
beraber örten bir tür ayakkabıya verilen isimdir. Abdest alırken,
ayağa giyilen mestlerin üzerine meshetmek caizdir. Ancak üzerine
mesh edilebilmesi için mestin; a) ayaklar yıkanarak alınan bir
abdestten sonra giyilmiş olması, b) ayağa giyilmiş olarak normal bir
yürüyüşle yaklaşık 5 km. veya daha fazla yürüyecek kadar dayanıklı
olması, c) mestlerin bağsız olarak ayakta durabilecek kadar sağlam
ve kalın olması, d) Mestlerin her birinde, ayak parmağının
küçüklerinden üçünün gireceği kadar genişlikte delik bulunmaması, e)
hemen suyu emerek ayağa geçirmemesi, f) Mesti giyenin ayağının ön
kısmında, elin küçük parmağıyla en az üç parmak yer bulunması
gerekir.
Abdestli olarak ayağına mest
giyen kimse, mest giydikten sonra ilk defa abdestinin bozulmasından
itibaren, mukim ise bir gün, yolcu ise üç gün mestleri üzerine mesh
edebilir. Mesh ile abdest aldıktan sonra, abdestli iken ayağından
mestlerini veya birini çıkarırsa, hades (abdestsizlik hali) ayağına
geçmiş kabul edilir ve abdestini bozmadan ayaklarını yıkayıp tekrar
mestleri giymesi gerekir. Abdestsiz çıkarmışsa, ayağını yıkayarak
abdest alması gerekir. Süresi dolduğunda, abdestli ise mestleri
çıkarıp ayaklarını yıkaması yeterlidir; abdestsiz ise ayağını
yıkayarak tam abdest almalıdır.
Çorap üzerine mesh edilebilir mi?
Mestler üzerine meshin caiz
olmasının şartları arasında; mestlerin bağsız olarak ayakta
durabilecek kadar katı olması, içine su almaması ve normal yürüyüşle
yaklaşık 5 km. veya daha fazla yürüyüşe dayanıklı olması yer
almaktadır. Bu şartları taşıyan çorapların üzerine meshetmek
caizdir. Bu nitelikleri taşımayan çorap üzerine meshedilmez.
Bunun yanında, mestler üzerine
giyilen çoraplar, ince olup, abdest alırken üzerine meshedildiğinde
altına ıslaklığı geçirirse, üzerine meshedilmesinde sakınca yoktur.
Mest üzerine giyilen çorap altına ıslaklığı geçirmediği takdirde
üzerine meshedilmesi caiz değildir.
Çıplak ayak üzerine mesh edilir mi?
Namazın şartlarından biri olan
abdestin farzları dörttür; yüzü yıkamak, elleri dirseklerle beraber
yıkamak, başın dörtte birini meshetmek ve ayakları topuklarla
birlikte yıkamak.
Maide suresinin 6. ayetindeki,
“أرجلكم
– ercüliküm” kelimesinin bazı kıraatlerde esre okunması sebebiyle,
ayakların yıkanmasının değil, mesh edilmesinin farz olduğunu ileri
sürenler bulunmaktadır. Bazı rivayetlerde Hz. Peygamber’in abdest
bozduktan sonra almış olduğu abdestte ayaklarını mesh ettiği yer
almaktadır. Ancak bu rivayetler diğer hadislerle birlikte
değerlendirildiğinde, Hz. Peygamber'in bunu, namaz kılmak için
aldığı abdestlerde yapmadığı görülmektedir. Ayrıca söz konusu
rivayetler, ayakların çok az suyla yıkanması şeklinde de
yorumlanmıştır.
Hz. Peygamber, abdest alırken
ayaklarını üçer defa yıkamış ve bunun kendisinin ve diğer
peygamberlerin abdesti olduğunu söylemiştir (Buhârî, Vudû’, No: 155).
Ayrıca, ayaklarını iyi yıkamayanları veya ayaklarını meshedenleri
gördüğünde, yüksek sesle “vay abdestte yıkanmayan topukların
ateşten haline, abdesti tam alınız!” diye iki veya üç defa
ikazda bulunmuştur. (Buhârî, Vudû’,
No: 158; Müslim, Taharet, No: 241; Ebû Dâvûd, Taharet, 46).
Hz. Peygamber’in bu sert ikazı, ayakların abdestte yıkanmasının farz
olduğunu göstermektedir.
Saç boyası, kına, ruj, oje, jöle gibi makyaj malzemeleri abdest ve gusle mani midir?
Abdest alırken,
yıkanması gereken uzuvlardan birinde kuru yer kalırsa, abdest sahih
olmaz. Gusülde ise vücutta, suyun ulaşabildiği her yerin yıkanması
gerekir.
Bu itibarla, abdest veya gusül
alacak kimsenin, yıkanması gereken uzuvlarında, suyun altına
ulaşmasına engel olacak bir tabaka bulunmamalıdır. Oje gibi vücut
üzerinde tabaka oluşturup da suyun bedene ulaşmasına mani olanlar
abdest ve gusle manidir. Abdest veya gusülden önce bunların
çıkarılması gerekir. Buna karşılık, tabaka oluşturmayan saç boyası,
kına gibi makyaj malzemeleri abdest ve gusle mani değildir.
Tuvalette abdest alınabilir mi?
Tuvalette abdest alınmasında
bir sakınca yoktur. Ancak böyle yerlerde besmele, zikir ve duaların
içten söylenmesi uygun olur.
Abdestin tam olup olmadığı konusunda vesvese
Vesvese, nefs ve şeytanın
meydana getirdiği iç karışıklığı, aslı olmayan ihtimaller,
kuruntular demektir. Vesvese, çoğu kere abdest ve guslün tamam olup
olmadığı şeklinde görülmekte, elde olmayan kötü ve yanlış düşünceler
şeklinde de olabilmektedir.
Vesvese sebebi ile, gusül ve abdestin tekrarlanması gerekmez. Vesvese gelse bile abdest ve gusle
devam edilmelidir.
Kişi vesveseye itibar etmemeye
çalışmalı, içe doğan şüphe ve tereddüt hallerinin asılsız olduğunu
kendine telkin etmeli, ayrıca zaman zaman Felak ve Nas Surelerini
okumalıdır.
Güneş enerjisiyle ısıtılan suyla abdest ve gusül yapılır mı?
Güneş enerjisi ile ısıtılan su
ile, temiz olmak kaydıyla, abdest almak ve gusül etmekte dinen bir
sakınca yoktur.
B.
GUSÜL
Gusül nedir? Nasıl alınır?
Gusül, cünüplük,
hayız ve nifas gibi hükmî kirlilik halinden kurtulmak
için gerekli olan dinî temizlik demektir. Kur’an-ı Kerim’de, “eğer
cünüp iseniz, iyice temizlenin (yıkanın)” buyurulmaktadır (Nisa 4/43; Maide 5/6). Hz.
Peygamber’in hadis ve uygulamalarıyla da, cünüplük halinde veya
hayız ve nifas sonrasında gusletmek farz kılınmıştır (Buharî, Gusül, 28; Müslim, Hayız,
87, 88).
Guslün üç farzı vardır; ağzın
içini yıkamak, burnun içini yıkamak ve bütün hiç kuru yer kalmayacak
şekilde vücudu yıkamak. Gusletmek isteyen kimse önce besmele çekerek
niyet eder. Ellerini yıkar, vücudunda bir necaset var ise onu
temizler, avret yerlerini yıkar. Sonra sağ eli ile üç defa ağzına su
vererek iyice çalkar, daha sonra üç defa burnuna su çekerek temizler
ve namaz abdesti gibi abdest alır. Sonra da, hiç kuru yer
kalmamasına dikkat ederek bütün vücudunu yıkar. En son da ayaklarını
yıkayarak guslünü tamamlar. Kaplama veya dolgu diş gusle zarar
vermediği gibi, elde olmadan kıl diplerinin, kabuk altlarının kuru
kalması da gusle mani değildir.
Bedeninin herhangi bir yerinde
sargı bulunan kişi, bu sargıyı çıkararak yıkanır; yıkamak altındaki
yaraya zarar veriyor ise sargının üstüne mesheder. Bu da zarar
veriyorsa, yıkaması veya meshetmesi gerekmez.
Cünüp olarak denize giren kimse gusül abdesti almış olur mu?
Gusül ile ilgili ayette (Maide
5/6) bütün vücudun kuru bir yer kalmayacak şekilde tamamen yıkanması
emredilmektedir. Bunun yanında bazı fakihlere göre ağız ve burnun
içinin de yıkanması gerekir. Buna göre, denize giren kimse, ağız ve
burnun içini yıkaması halinde, gusletmiş olur.
İdarardan sonra gelen akıntı guslü gerektirir mi?
İdrardan sonra gelen ve
prostatın salgılarından olan yapışkan, beyaz ve bulanık sıvıya
vedy denir. Bazen ağır yük taşımaktan da gelebilir. Vedy
abdesti bozmakla birlikte, guslü gerektirmez. Hanefî mezhebine göre
vedy necaset-i galiza, yani kaba pislik olduğundan, dağıldığında el
ayasını kaplayacak kadar çamaşıra bulaşması halinde namaza manidir;
yıkanması gerekir.
Lens gusle engel midir?
Gusülde gözün iç kısmını
yıkamak farz olmadığından lens takmak gusle engel değildir.
Spiral kullanmak gusle engel midir?
Spiralin kullanmak guslü
gerektirmediği gibi, gusle de engel değildir.
Diş kaplatmak veya dolgu yaptırmak caiz midir, bunları yapmak
gusle engel midir?
Mazerete binaen diş doldurmak
ve kaplatmak caiz olup abdest ve guslün sıhhatine mani değildir.
Ancak çıkarılıp takılabilen dişlerin gusülde ağzı yıkarken
çıkarılması gerekir.
Fitil kullanan kişinin boy abdesti alması gerekir mi?
Fitil kullanmak gusül almayı
gerektirmez.
Cünüp olan kişinin yapamayacağı şeyler nelerdir?
Cünüp kişi yıkanmadıkça, namaz
kılamaz, Kur'an-ı Kerîm'e dokunamaz, Kâbe'yi tavaf edemez.
Guslü gerektiren şeyler nelerdir?
Meni gelsin veya gelmesin
cinsel ilişkide bulunmak, uyku ya da uyanıklık halinde orgazm olmak
(şehvetle meninin gelmesi), guslü gerektirir. Ayrıca kadınların adet
ve loğusalık kanlarının kesilmesinden sonra yıkanmaları gerekir.
C.
TEYEMMÜM
Teyemmüm nedir? Nasıl yapılır?
Teyemmüm, su
kullanma imkanı bulunmadığında, abdestsizlik, cünüplük gibi hükmî
kirliliği gidermek maksadıyla temiz toprağa sürülen ellerle yüz ve
iki kolun meshedilmesi şeklinde yapılan hükmî temizliği ifade
etmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de, “eğer hasta
iseniz, yolculukta bulunuyorsanız, tuvaletten gelmişseniz veya
kadınlara yaklaşmışsanız ve de su bulamamışsanız, temiz bir toprağa
yönelip, onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (teyemmüm edin)”
buyurulmaktadır (Nisa 4/43; Maide 5/6).
Teyemmüm belirli mazeretlerin
bulunması halinde, abdest ve guslün yerine geçen bir bedeldir.
Abdest veya gusle yetecek miktarda su bulunmaması, suyu kullanmanın
sağlık açısından tehlikeli oluşu, suyu elde etme araç ve gerecinin
bulunmaması, su ile arasında yırtıcı hayvan, düşman bulunması,
vücudunun yarısından fazlasının yaralı olması bu tür
mazeretlerdendir. Abdest alacak kimse, abdest uzuvlarının, gusül
edecek kimse ise vücudunun çoğunluğunun yaralı olması halinde
teyemmüm eder. Uzuvlarının yarısından azında yara olması halinde
sağlam olan organlarını yıkar, yaralı olanları ise mesheder. Abdest
ile teyemmüm bir arada yapılmaz.
Teyemmümün farzları; niyet
etmek ve temiz bir toprağa veya toprak cinsinden bir şeye eller
vurularak yüzü ve kolları dirseklerle birlikte meshetmektir.
Teyemmüm edecek kimse, ne için teyemmüm edeceğine niyet eder.
Parmakları açık olarak ellerini temiz bir toprağa veya toprak
cinsinden bir şeye vurur, ileri ve geri hareket ettirerek kaldırır,
hafifçe birbirine vurarak ellerini silkeler. Ellerinin içiyle
yüzünün tamamını bir kere mesheder. Sonra ikinci defa ellerini aynı
şekilde vurur ve sol elin içi ile sağ kolunu dirseği ile birlikte
mesheder; daha sonra da sağ elinin içiyle sol kolunu aynı şekilde
mesheder.
Teyemmümü bozan şeyler nelerdir?
Abdesti bozan şeyler teyemmümü
de bozar. Bunun dışında, abdest veya gusle yetecek suyun bulunması,
hastalığın iyileşmesi, suyu kullanma imkanının elde edilmesi gibi
teyemmüm etmeyi mubah kılan mazeretlerin ortadan kalkması da
teyemmümü bozar.
D.
TEMİZLİK
Tuvalet kağıdıyla taharetlenmek caiz midir?
Tuvalet kağıdı, tuvalette
kullanılmak üzere imal edilmektedir. Bu nedenle su ile temizlik
yapılmak kaydıyla, sağlık ve temizlik açısından daha da uygun
olduğundan, tuvalet kağıdının kullanılmasında bir sakınca
bulunmamaktadır.
Alkolün temizlikte kullanılmasının hükmü nedir?
Alkollü içeceklerin alınması
dinimizde kesin olarak haram kılınmıştır
(Maide 5/90-91). Ancak alkolün ve kolonya, ispirto gibi alkol
içeren maddelerin temizlik, hijyen ve güzel koku amacıyla
kullanmasında dinen bir sakınca yoktur. Bu nedenle, namaz kılmadan
önce bu ürünlerin sürüldüğü yerlerin yıkanması gerekmez.
E.
KADINLARIN ÖZEL HALLERİ
Kadınların özel halleri nelerdir?
Kadınların, hayız (adet/ay
hali), nifas (loğusalık) ve istahaza (özür kanı) olmak üzere,
kendilerine özgü halleri vardır.
Hayız, ergenlik
çağına giren sağlıklı kadının döl yolundan düzenli aralıklarla
belirli sürelerle gelen kanı ifade eder. Bu, kadınların ergenlik
dönemine girmelerinden menapoz dönemine kadar görülen fizyolojik bir
olaydır. Kadının döl yatağının iç yüzünü kaplayan zarın, yumurtanın
döllenmeyip ölmesi ve yumurtalık hormon salgısının kesilmesi üzerine
parçalanarak kanla birlikte dışarı atılmasından ibarettir. Türkçe’de
bu olaya, hayız hali denildiği gibi, adet hali, adet görme, adet
kanaması, aybaşı hali de denilmektedir.
Nifas, doğum
yapan kadının rahminden gelen kana denir. Buna loğusalık hali, böyle
kadına da loğusa denir. Doğumdan ve uzuvları belirmeye başlamış
ceninin düşürülmesinden sonra görülen kan nifas kanıdır. Loğusalık
hali, alt sınırı olmamakla birlikte, en çok kırk gün sürer.
İstihâze ise,
kadınların görmüş oldukları âdet ve loğusalık kanı dışında, rahim
içi damarlardan bir hastalık veya yapısal bozukluk sebebiyle gelen
kana denir. Daha genel bir ifadeyle, kadının âdet ve loğusalık
dışındaki kanamaların tümüne verilen addır. Âdet çağı içerisinde
bulunan kadının (yaklaşık 9-55 yaş arası), üç günden az ve on günden
fazla gördüğü, doğum yapan loğusanın 40 günden fazla gördüğü, 9
yaşından küçük kızların veya menapoz dönemindeki kadınların
gördükleri kanlar istihaze kanıdır.
Bunlardan hayız ve nifas ile
ilgili bazı özel hükümler bulunmakla birlikte, istihâze bir özür
olarak kabul edildiğinden, onunla ilgili herhangi özel bir hüküm
bulunmamaktadır.
Kadınların özel hallerinde (adet ve loğusalık)
yapamayacakları şeyler nelerdir?
Kadınlar hayız ve nifas
hallerinde, cinsel ilişkide bulunamaz
(Bakara, 2/222); namaz kılmaz, oruç tutmazlar (Buharî, Hayz, 1; Müslim, Hayz, 15).
Bu konuda müçtehitler görüş birliği içindedirler. Kadınlar hayız ve
nifas hallerinde kılmadıkları namazları daha sonra kaza etmez,
ancak, oruçları kaza ederler. Kadınların bu hallerinde, namaz ve
oruçtan muaf tutulmaları, onların pis olmalarından dolayı değil,
psikolojik ve fizyolojik yüklerini hafifletme amacına yöneliktir.
Diğer taraftan kadınlar, bu hallerinde müçtehitlerin büyük
çoğunluğuna göre Kabe'yi tavaf edemezler.
Hayız ve nifas hallerinde kadınlar Kur’an okuyabilirler mi?
Âdet gören veya loğusa olan
kadınların Kur’an-ı Kerim’i okumaları konusunda İslâm bilginleri
farklı görüşler ortaya koymuşlardır.
Hanefî ve Şafiîlere göre hayızlı ve loğusa kadınlar, dua kastıyla dua anlamı içeren ayetlerin
okunması dışında Kur'an okuyamazlar. İmam Mâlik ve Ahmed b. Hanbel’e
göre hayızlı veya lohusa olan kadınlar el sürmeden ezbere veya
yüzünden Kur’an-ı Kerim’i okuyabilirler (Fethu’l-İnaye, I/217). İmam
Mâlik bu durumdaki öğretici ve öğrencilerin Kur’an-ı Kerim’i
tutmalarını da öğretme ve öğrenme zaruretine binaen câiz görmüştür (Babu Fethi’l-İnaye, I, 217-218). İbn
Hazm ise, hayız ve loğusa olan kadınlarla cünüp olan kimselerin hem
Kur’an-ı Kerim’i tutmaları ve hem de okumalarının câiz olduğunu
söylemiştir (el-Muhallâ, I, 94).
Sonuç olarak, hayız ve nifas
hallerinde kadınlar Kur'an-ı Kerim okuyabilirler.